Bir çok şey yazabilirim aslında birçok cümle kurabilirim gerçeğin ne olduğuna,hissettiklerimin neler olduğuna dair.Gem mi vurulmuştu kelimelerime? Hayır gem vurulmamıştı söylemek istediklerime.
Cesaret istiyordu sadece cesaret!!
Kalemimden akıp anlam kazanmalıydı belkide.Özne,yüklem doğru yere konduğunda anlamlı olmuyor muydu cümleler?
Oluyordu...
''Kalmanı istiyorum'' demek vardı aklımda,dilimde.
Söylenemiyordu...
Haklı mıydı?
Sorguluyordu,
Sorgulamaya yetecek gücü olmasada sorguluyordu işte!!
Gücü kendine yetiyordu ayakta kalmaya dimdik durmaya.
Durmuyor muydu ayakta?
Evet duruyordu,yaşadıklarına inat dimdik bakıyordu etrafa!!!
Yüreği vardı oysa kendisiyle bunu yaşayan,kendisiyle sevinip, kendisiyle ağlayan.
Geri alabilir miydi zamanı var mıydı öyle bir şansı?
''Keşke'' diyebildi sadece ''Keşke''
Silkindi...
''Keşkelerle yaşanmıyordu'' dedi kendi kendine,
Kızarak....
Etrafına baktı dağılmış düşüncelerinin her bir parçasını toplamak istermişcesine
Bakışları limandaki gemilere takıldı ve günün birinde yaşadığı bir an geldi aklına;
Gideceği limanı gösteren birileri vardı hayatında
''Bak orda'' diyordu gideceğin liman ''Kim seninle gelmek istiyorsa onla gidebilirsin ancak oraya , gelmek istemeyenlerse usulca çıkar hayatından...''
Bu cümleler yankılanmıştı kulaklarında hayli zaman sonra. Neden söylendiğini daha iyi anlıyordu şimdi! O inmek istiyordu bu gemiden, usulca gidenlerden olmak istiyordu.Ve gitmesinin vakti gelmişti anlaşılan...
Ama o hala bakıyordu gideceği limana, izinde verecekti elbet kalmak isteyenlerede gitmek isteyenlerede...
Hoşçakal kaldı dudağında gidenler için, dimdik duruşuyla söylemiş olduğu sade bir hoşçakal...
(31.03.2009)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder