5 Aralık 2010 Pazar

HoşÇaKaL...

Bir çok şey yazabilirim aslında birçok cümle kurabilirim gerçeğin ne olduğuna,hissettiklerimin neler olduğuna dair.Gem mi vurulmuştu kelimelerime? Hayır gem vurulmamıştı söylemek istediklerime.
Cesaret istiyordu sadece cesaret!!


Kalemimden akıp anlam kazanmalıydı belkide.Özne,yüklem doğru yere konduğunda anlamlı olmuyor muydu cümleler?
Oluyordu...


''Kalmanı istiyorum'' demek vardı aklımda,dilimde.
Söylenemiyordu...


Haklı mıydı?
Sorguluyordu,
Sorgulamaya yetecek gücü olmasada sorguluyordu işte!!
Gücü kendine yetiyordu ayakta kalmaya dimdik durmaya.
Durmuyor muydu ayakta?
Evet duruyordu,yaşadıklarına inat dimdik bakıyordu etrafa!!!


Yüreği vardı oysa kendisiyle bunu yaşayan,kendisiyle sevinip, kendisiyle ağlayan.
Geri alabilir miydi zamanı var mıydı öyle bir şansı?
''Keşke'' diyebildi sadece ''Keşke''
Silkindi...
''Keşkelerle yaşanmıyordu'' dedi kendi kendine,
Kızarak....


Etrafına baktı dağılmış düşüncelerinin her bir parçasını toplamak istermişcesine
Bakışları limandaki gemilere takıldı ve günün birinde yaşadığı bir an geldi aklına;
Gideceği limanı gösteren birileri vardı hayatında
''Bak orda'' diyordu gideceğin liman ''Kim seninle gelmek istiyorsa onla gidebilirsin ancak oraya , gelmek istemeyenlerse usulca çıkar hayatından...''
Bu cümleler yankılanmıştı kulaklarında hayli zaman sonra. Neden söylendiğini daha iyi anlıyordu şimdi! O inmek istiyordu bu gemiden, usulca gidenlerden olmak istiyordu.Ve gitmesinin vakti gelmişti anlaşılan...


Ama o hala bakıyordu gideceği limana, izinde verecekti elbet kalmak isteyenlerede gitmek isteyenlerede...
Hoşçakal kaldı dudağında gidenler için, dimdik duruşuyla söylemiş olduğu sade bir hoşçakal...

(31.03.2009)

16 Ağustos 2010 Pazartesi

İsTaNBuL'Da SeNsİzLiK...

Adım adım uzaklaşmak istiyorum bu şehirden.Dar geliyor artık bana,gidemiyorum sensiz Sarayburnu'na. Ahhh!!! Sen varsın orda, sen varsın dört bir yanda.Nasıl da coşkuyla yürümüştük gazellerin arasında, nasılda aşkla öpmüştük birbirimizi sararan sonbaharda.O anda bırakmıştım yüreğimin renklerini avuçlarına, o anda fısıldamıştın yüreğinin sözlerini kulaklarıma.Nasıl giderim şimdi sen olmadan o cennet bahçeye? Nasıl izlerim Kız Kulesi'nin mağrur duruşunu o sonsuz mavilikte? Sen değil miydin onun yalnızlığını anlatan bana ve yine sen değil miydin onu şahit tutan aşkımıza ?? Düşler şehriydi bu koca yeditepe, aşıkların şehri. Ahhh, keşke keşke kaçabilsem en uzaklara...

(SÖYLER MİYDİN TEKRAR?? )

Bak yine gemiler gidiyor sevgilim dermiydin o zaman bana,sımsıkı sarar mıydın yine beni ? Kitler miydin gözlerinin karasını gözlerime ve yine koklar mıydın saçlarımı, tel tel sevip alır mıydın göğsüne...

(UYANIŞ )

Rüya bu biliyorum, kaybolacaksın yine ruhumun en ince derinliklerinde. Eriyip gideceksin buz gibi soğuk bir beden içinde.Bulur belki sevdam yine seni, belki yine eskisi gibi. Kalem dile geldi mi susturmak zor, sana yaşadığımı anlatmak zor ! Anılara gömülüp gitsede akıl baştan, Mecnun değil miydi zaten böyle bir aşkı yaşayan...



(16/08/2010)

31 Temmuz 2010 Cumartesi

SeNdeN KaLaN

Kokunu duyuyorum yastığımdan.
Giderken almayı unuttuğun değil,
Bilerek bıraktığın !!

SeNi YaŞaMaK

Zifiri karanlıkta bile görebilmekti yüzünü seni yaşamak
Boğucu havanın içinde alınan ferah bir nefes gibi..

KaYboLuŞş...

Dönüp arkama baksaydım eğer,görürdüm ''gitme'' diyen bakışlarını
Oysa sadece sözlerin vardı gitmem gerektiğini söyleyen...