11 Şubat 2011 Cuma

DeRin aCı !!!

Artık büyüyor muyduk yoksa yaşam denen oyunu mu anlıyorduk? Neydi bizi sevincin tam ortasındayken apansız acıya sürükleyen? Boğazımıza bir yumru gibi oturup, gözlerimizin dolmasına sebep olan? Gelme denilemiyordu bu acıya, uğrama benim duraklarıma, uğrama benim sevdiklerime diye haykırılamıyordu! Kapında bitti mi acı haber,inceden bir sızı giriyordu önce içine,yüreğine...Kulağınla duyduğunu vücudunun her zerresinde yaşıyorsun.Buz gibi bir karıncalanma başlıyor yüzünde,boynunda,göğsünde...Ardından parmak uçlarına kadar nakış gibi işlenircesine bir sancı..Bir sancı ki tarifi imkansız, bir sancı ki dayanılması imkansız!! Dört bir etrafını saran, sarsan,titreten,ağlatan o derin ve acımasız sancı!!! Geldim, burdayım hadi yüklen beni de omuzlarına!! yüklen bakalım taşıyabiliyor musun beni? Böyle dimdik,mağrur ve bıçkınca!!!Adını söylemeye bile dil varmıyordu aslında.Derin acı takma adı, söylenemiyordu gerçekliği,söylenemiyordu hissettirdiği.Dünya hızlıca dönüyordu etrafımda şimdi,inanmak istemesemde doğruydu ama dilimden dökülemiyordu işte.Sanki dillenmedikçe gerçek olmayacaktı. Sanki sese vurmadıkça bu derin acı içimdeki o tek umut hep yaşayacaktı.

Ahhh ayrılık, yine mi geldin çattın hayatıma ama bu kez farklı! Söyleyimde bu kabustan uyanayım mı artık hıçkırıklara boğularak,başımı dostlara yaslayarak!!Ahh ayrılık bu kez başkasın, bu kez dayanılmaz!! Duramıyorum ayakta,bakamıyorum gerçeğine,söyleyemiyorum kapıma gelenin asıl adını!! YAş olup ak işte oluk oluk gözlerimden,süzül yanaklarımdan çisil çisil...Düşen her damla yüreğimde kor bilesin.Bilesin galipsin bu kez derin acı! Bilesin benden aldığın yoksa,bende yokum artık bu hayatta!! Anladım ki gitmeyeceksin zikredene kadar gerçek adını, çıkmayacaksın yolumun önünden... Geldin ey ÖLÜM geldin aldın en değerli varlığımı benden!!