26 Eylül 2009 Cumartesi

aDı EyLüL OlSuN

Ve ben seni eylülde sevdim.Sonbaharın puslu havasında,karanlık sokaklarda usulca yürürken sokak lambasının aydınlattığı yerde gördüm seni...Peşimi bırakmayan gölgemdi sevgin.Rüzgarın saçlarını okşamasını kıskandım ben, mavi gözlerinin denizlere dalışını.Her köşede anı bıraktım senin için ve ben seni eylülde sevdim...

10 Eylül 2009 Perşembe

SeN HiÇ OlmAdıN AsLınDa

Onun mahremine ilk girişimdi. Karşı karşıya kaldığım manzaranın içinde sanki büyülenmiştim. Değil miydi zaten aşkıyla başımı döndüren adam ?!! Değil miydi ölümsüz gördüğüm aşkım ?!! Şimdi onun yaşanmışlığı olan odasının kapısında heyecanla inceliyordum en özelini ve ruhumun her zerresi onun yaşanmışlığıyla büyüleniyordu... İlk gözüme çarpan o tabloydu. Bir an kendimi ve onu gördüm tablonun eşsiz derinliğinde. Okyanusa açılan bir yoldu sanki hissetiklerim. Derin dehlizlerde çırpınan yüreğimle birlikte. Sonra çevirdim bakışlarımı, küçücük odasının o büyük dünyasına. Her zaman yalnızlığı sevmişti bu adam. Durup düşündüm o an, nasılda hayatındaydım ? Nasılda yalnızlığına bu kadar bağlı, özgürlüğüne tapan bir adamın hayatının orta yerinde !!

O kadar belliydi ki hayat denilen yolculukta tek başına olduğu. Ceviz ağacından yapılmış, yeşil kumaşlı tekli koltuğu odasının en hakimiydi, hüküm vereniydi sanki... Tıpkı hayatındaki yalnızlığın ve asiliğinin ona hüküm vermesi gibi... Aralıksız tek tek dolaşıyordu bakışlarım,hiç bir ayrıntıyı kaçırmak istemiyordum. Nasıl isteyebilirdim ki? Nasıl heyecanlanmaz, merak etmezdim? Ateşinin yüeğimi yaktığı,rüzgarında savrulduğum,elini sımsıkı tuttuğumdu. Sevdiğini söylediğinde gözyaşlarıma hakim olamadığım o adamın mahremiydi burası !! Beynimde fırtınaya kapılmış küçük bir gemi gibi, rotasını arıyordu bu düşünceler... Yüreğimdeyse hisler !! Derken belki de her sabah ellerinin değdiği dolabına odaklandı bakışlarım. Garip hissediyordum kendimi, o eskitme devasa ahşap dolabına bakarken. Kapakları sıkı sıkıya kapalıydı. Tıpkı onun iç dünyası gibi. Sadece o izin verdiği sürece açılabilen, gizemli iç dünyası... Avuçlarım terlemişti,kalbim daha hızlı çarpıyordu her düşüncemde her bakışımda. Ona daha da yaklaştığımı hissettim, ona ve iç dünyasına. Oysa nerden bilebilirdim? bu mahremin bir gün hayatımdan tamamen kaybolmaması için ağlama duvarım olacağını. Nerden bilebilirdim, asıl hesaplaşmalarımı, asıl yüzleşmelerimi onun elinin değidği, onun yüzün değdiği bu yaşanmışlığın içinde yaşayacağımı.


28/08/2009 (EsRa iÇiN)