1 Ağustos 2009 Cumartesi

November Rain (Kasım Yağmuru)
When I look into your eyes (Gözlerinin içine baktığımda)
I can see a love restrained (Bastırılmış bir aşk görüyorum)
But darlin' when I hold you (Ama seni tuttuğumda sevgilim)
Don't you know I feel the same (Bilmiyor musun aynı şeyi hissettiğimi)
'Cause nothin' lasts forever (Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmez)
And we both know hearts can change (Ve ikimiz de kalplerin değişebileceğini biliyoruz)
And it's hard to hold a candle (Ve zordur bir mum tutmak)
In the cold November rain (Soğuk Kasım yağmurunda)
We've been through this such a long long time (Uzunca bir süre bununlaydık)
Just tryin' to kill the pain (Sadece acıyı öldürmeye çalışıyorduk)
But lovers always come and lovers always go (Ama aşıklar her zaman gelir ve gider)
An no one's really sure who's lettin' go today (Ve kimse gerçekten emin değil bugün kimin gitmeye izin verdiğine)
Walking away (Yürüyüp gittiğine)
If we could take the time (Eğer zamanı alıp)
to lay it on the line (Rayına oturtabilseydik)
I could rest my head (Kafamı dinleyebilirdim)
Just knowin' that you were mine (Senin benim olduğunu bilerek)
All mine (Bütünüyle benim)
So if you want to love me (Eğer beni sevmek istiyorsan)
Then darlin' don't refrain (O zaman sevgilim kendini tutma)
Or I'll just end up walkin (Yoksa yürümemle sonuçlanacak)
In the cold November rain (Soğuk Kasım yağmurunda)
Do you need some time...on your own (Biraz zamana ihtiyacın var mı? Kendi başına)
Do you need some time...all alone (Biraz zamana ihtiyacın var mı? Tek başına)
Everybody needs some time...on their own (Herkesin biraz zaman ihtiyacı var. Kendi başlarına)
Don't you know you need some time...all alone (Senin biraz zamana ihtiyacın olduğunu bilmiyor musun? Tek başına)
I know it's hard to keep an open heart (Biliyorum zordur açık kalpli olmak)
When even friends seem out to harm you (Arkadaşların bile zarar verdiğinde)
But if you could heal a broken heart (Ama eğer kırk bir kalbi iyileştirirsen)
Wouldn't time be out to charm you (Zaman seni cezbetmeye hazır olacaktır)
Sometimes I need some time...on myown (Bazen biraz zamana ihtiyacım olur. Kendi başıma)
Sometimes I need some time...all alone (Bazen biraz zamana ihtiyacım olur. Tek başıma)
Everybody needs some time...on their own (Herkesin biraz zamana ihtiyacı var. Kendi başlarına)
Don't you know you need some time...all alone (Senin biraz zamana ihtiyacın olduğunu bilmiyor musun? Tek başına.)
And when your fears subside (Korkuların yatıştığında)
And shadows still remain (Ve gölgeler hala varolduğunda)
I know that you can love me (Biliyorum beni sevebileceğini)
When there's no one left to blame (Suçlayacak kimse kalmadığında)
So never mind the darkness (O yüzden karanlığı kafana takma)
We still can find a way (Hala bir yol bulabiliriz)
'Cause nothin' lasts forever (Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmez)
Even cold November rain (Soğuk Kasım yağmuru bile )
Don't ya think that you need somebody (Herhangi birine ihtiyacın olduğunu düşünmüyor musun)
Don't ya think that you need someone (Birine ihtiyacın olduğunu düşünmüyor musun)
Everybody needs somebody (Herkesin birine ihtiyacı vardir)
You're not the only one (Yalnız sen değilsin)
You're not the only one (Yalnız sen değilsin)


__GuNs AnD RoSeS__

Başlangıçlar....

Sanırım ilk etapta kapatmakta yanlıştı blogspot hesabımı... hiç bir şey için bunun yapılmaması gerektiğini öğrendim ayrı kaldığımız 3 ay boyunca.. tek başıma burda yazıyor olmak çok güzel,mutlu ve huzurlu hissediyorum bilgisayarımın başında bu cümleleri yazarken... Hoşgeldimm tekrarrrr :)